Ticari sahada hazırlanan kataloglar.Ticari katalog, tüccarın mallarını alıcılara en çekici biçimde tanıtmasını sağlar. Çeşitli sanayi kuruluşları, dağıtım ve pazarlama yerleri, mallarını kolayca tanıtmak ve müşteriye bilgi vermek için çeşitli şekillerde katalog hazırlarlar. Eşya, oyuncak, elektrik malzemeleri katalogları gibi. Sergilerde teşhir edilen eserlerin kime ait olduğu ve mevcutlarını bildiren liste şeklindeki kitaplar da birer katalogdur. Kitapçı kataloglarında ise bir yayınevinin satışa arz ettiği kitapların listesi verilmiştir. Ticari katalog rehberleri piyasadaki ticari katalogları yayınlamaktadırlar.Firmalar ve markalarının, doğru ve iyi tanıtılması, akıllarda daha iyi yer edebilmesi ve daha iyi bir imaja sahip olabilmeleri için kurumsal katalogların doğru planlanmış ve yaratılmış olması gerekmektedir. Kurumsal kataloglar her zaman ön planda rol oynar. Bir firmayı tanıtan, sembolize eden, akıllarda yer etmesini sağlayan, öncelikle renk, şekil ve dizayn bütünlüğüdür. Tasarımında`ki değişik çizgiler firmanın kendi sektöründeki diğer firmalardan ayrılmasını sağlar. Bu aşamada İthaki Ajans size ihtiyaç duyduğunuz desteği, deneyimli ve yaratıcı kadrosu ile sağlamaya hazır. İletişime geçtiğinizde sizin en doğru çözümü bulmanızı sağlayacağız. Firmanızın kimliğini, yaptığı işleri, ürünlerini ve müşterilerini tanıtan basılı kaynaklar katalog olarak adlandırılır. Şirket kişiliğine önem veren her firma Katalog bastırmayı önemsemektedir. Katalog tasarımında önemli olan nokta katalogun ulaştığı müşteriler ve okuyuculara firmanızı kısa ve en öz şekilde firmanızı ve yaptığınız işleri tanıtmaktır.
Oluklu Mukavva iki düz kağıt kökenli plaka arasına yivle dalga verilmiş kağıt kökenli malzeme konulması ile oluşturalan malzemedir. Genellikle kutu üretiminde kullanılmaktadır.Oluklu Mukavva , genellikle 0.25 mm kalınlığın üzerindeki kağıt levhalardan oluşmaktadır. Oluklu mukavva bazen karton olarak anılsa da karton farklı bir malzemedir.Tarihçe [değiştir]Oluklu mukavvanın temeli 19.Yüzyıl ortalarında şekillendirilmiş kağıtların nazik malzemelerin nakliyesinde kullanılması ile başlar. Patenti ise 1856 yılında İngiltere'de alınır. Ancak şu an anladığımız anlamda kullanımı Albert Jones tarafından New York'da gerçekleşir. Jones, ilk defa lamba camlarının korunması amacıyla silindir şeklinde oluklu mukavvalar geliştirir.İlk makine ise 1874 yılında yüksek miktarlı oluklu mukavva üretmek amacıyla G. Smyth tarafından tasarlanır ve aynı yıl Oliver Long tarafından Jones'in geliştirdiği buluş paralelinde üretilir. Bugün bilinen oluklu mukavva üretimi tekniği de bu makineye dayanmaktadır.1890 yılında İskoçya'da doğan Robert Gair ilk oluklu mukavva kutuyı keşfetti.Oluklu mukavva plakalarını yarı keserek kurmalı bir kutu yapan Gair, bir gün nakliye hasarına uğrayan daktiloların koruma amaçlı bir sipariş alınca fabrikasyon üretimeine geçmiştir. Oluklu mukavva 20. Yüzyılda ahşap ambalajın yerine geçmiş kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır.Oluklu mukavvakutular ilk olarak cam ve porslen çanak gibi nakliye esnasında kolaylıkla kırılabilen malzemelerin paketlemesinde kullanılmış, daha sonra ise meyvelerin tüketiciye zedelenmeden ulaşmasını sağlamak amacıyla meyve sandığı olarak kullanılmaya başlamıştır. Günümüzde ise vazgeçilmez bir ambalaj malzemesi olarak yerini almıştır.
Oluklu Mukavva Üretimi Oluklu Mukavva'da Dalga TipleriOluklu mukavvalar yüksek hassasiyet gerektiren makinalarda üretilirler. Bunlar dakikada 500 feet (1270 cm) ve üzeri hızda üretim yapan makinalardır ve eğrilme, deformasyon gibi bazı problemlerin oluşmaması için çok kompleks mekanizmalara sahiptirler.Kağıtlar yüksek buhar basıncı ile nemlendirilirler. Nemlendirmenin amacı kağıda istenilen özelliklerde dalga verebilmek ve tutkallamak için yumuşatmaktır. İşlem önemli miktarda su gerektirmektedir.Kağıt plakalar şekillendirldikten sonra neminden arındırılır. Yeni formunda 120-180 C'de kurutma işlemine tabi tutulurlar. Oluklu mukavva üretiminde oldukça yüksek enerji tüketilmektedir.
Matbaacılıkta baskı Matbaacılıkta çoğaltama işi genel olarak üç aşamadan oluşur. Öncelikle basılacak işin tasarımı yapılır. Bu aşamada yazıların ve fotoğrafların bilgisayara aktarılması gerekir. Bilgisayara aktarılan görsel öğeler mizanpaj yazılımında bir araya getirilerek baskıya uygun tasarım oluşturulur. (Bilgisayar yardımıyla yapılan bu işleme masa üstü yayıncılık da denir). Sonrasında, yapılan çaışmanın film çıkışları alınır. Film, baskı için kullanılan kalıbı oluşturmak için kullanılır. Filmden sonra prova alınabilir. Filmden alınan provaya anolog prova (dupont firmasının Cromalin sisteminden dolayı sektörde "cromalin" adı ile bilinir) denmektedir. Analog provanın dışında baskıyı taklit eden yazıcılarla dijital prova da alınabilir. Tasarımın film çıkışları alındıktan sonra alümiyum plakalar (kalıp) üzerine tasarımın görüntüsü çıkarılır. Bu, iki aşamada gerçekleşir. Film yardımıyla kalıbı pozlandırma ve banyo. Kalıp çekildikten sonra baskıya geçilir. Buraya kadar anlatılan, ofset baskı için iş akışıdır.
Matbaacılıkta kullanılan temel baskı yöntemleri aşağıdaki gibidir;
Ofset baskı (gazeteler, kitaplar, broşürler, kağıt üzerine) Tipo baskı (günümüzde işlevini yitirmiştir. Metal harflerle yüksek baskı tekniği) Tifdruk ve flekso baskı (Ambalaj özellikle fotopolimer yüzeylerin baskısı) Serigrafi baskı (kağıt, seramik, tekstil vb. yüzeyler) Bunlardan başka hologram, tampon, anagram baskı gibi baskı çeşitleri de bulunmaktadır.
Baskı sonrası işin niteliğine göre yüzey koruyucu malzemeler (selefon, lak)uygulanabilir. Kitaplar için ciltleme gibi, ambalajlar için kesim gibi gibi işlemler uygulanabilir.
Türkiye'de matbaacılık tarihi Osmanlı Devleti dönemine uzanır.
Osmanlı döneminde Sultan 2. Beyazıt'ın 1492 yılında topraklarına kabul ettiği engizisyondan kaçan yahudiler, matbaa tekniğini beraberlerinde getirmişlerdi. Osmanlı'ya gelişlerinden hemen bir yıl sonra, David ve Samuel ibn Nahmias kardeşler 1493 yılında İstanbul'da ilk basımevini (matbaayı) kurdular. Kendilerine Tevrat ve dini kitaplar basma izni verilmişti. Bu sebepten sadece Tevrat, dua ve din tarihi kitapları basılmıştır. Bu tarihten sonra çeşitli kereler matbaa açma girişiminde bulunan Osmanlı'nın İslam tebaasından kişilere hep karşı çıkılmış, Kuran'ın daha önce olduğu gibi mutlaka elle yazılması gereğini belirten bu kişiler zamanın önemli kişileri olan hattatlar tarafından kışkırtılmış ve himaye görmüşlerdir.
Osmanlı topraklarında çalışan ilk matbaadan 234 yıl sonra Osmanlı'nın İslam tebaasından olan İbrahim Müteferrika, Lale Devri olarak bilinen dönemde, 1727 yılında matbaasını kurmuştur. Matbaasında basılan ilk kitap Kitab-ı Lügat-ı Vankulu (Vankulu sözlüğü)’dür. Mütefferika yaşamı boyunca 23 cilt halinde 17 eser basmıştır. Ancak kitapların maliyetlerinin ve buna bağlı olarak fiyatlarının çok yüksek olması matbaacılığın yaygınlaşmasını engellemiştir.
Mütefferika’nın ölümünden sonra matbaa zaman zaman atıl kalsa da çalışmaya devam etmiştir. Matbaanın başına 1754 yılında İbrahim ve Ahmet Efendiler, 1783 yılından sonra Beylikçi Raşid Mehmed Efendi ve Vak’a-nüvis Vasıf Efendi geçmişlerdir.
1769 yılında Abdurrahman Efendi, Mühendisane matbaasını kurmuştur. Daha sonra Üsküdar matbaası (1802) ve sonrasında Takvimhane-i Amire adında bir matbaa daha açıldı (1831). Bu sırada Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Bulak matbaasını kurdu (1822).
1860'tan sonra basımcılıkta hızlı bir gelişme görüldü, Encümen-i Dâniş (Bilim Akademisi), Cemiyet-i İslamiye-i Osmaniye, Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye gibi yayın çalışması da olan kurumların, yeni okulların açılmasıyla ders kitabı gereksiniminin artmasının ve Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkâr, Mecmua-i Fünun gibi kendi özel basımevlerini kuran gazete ve dergilerin bu gelişmede belirgin etkisi oldu. Basımcılığın hızla gelişmeye başlaması, devlet denetimini de birlikte getirdi. Önceleri izne bağlı olmaksızın açılan özel basımevlerinin, 1856'da çıkarılan bir iradeyle, bastıkları kitapları Takvimhane Nezareti'ne bildirmeleri ve gelirleri üzerinden vergi ödemeleri hükme bağlandı. 26 Ocak 1857 tarihli ilk Matbaa Nizamnamesi'yle basımevi açma Zaptiye Nezareti'nin iznine bağlandı. Kitap basımı da Meclis-i Maarif'in önceden incelemesi ve onayıyla yapılacaktı. 23 Ocak 1888'de çıkarılan Matbaa Nizamnamesi ise basımcılık üzerindeki sansürü koruyor, ayrıca basımevlerinin denetime her an hazır olması, kapıların kilitli olmaması, bitişik binalara herhangi bir biçimde açılmaması gibi hükümler getiriyordu.
1833 yılında ülkede 54 matbaa (15’i litografi), 1948 yılında 509 matbaa ve 1983 yılında 3537 matbaa bulunmaktaydı. 2007 yılında 6000 civarında matbaa bulunmaktadır.
Günümüzde
Günümüzde Türk matbaacılığı teknolojik gelişmelere bağlı olarak gelişimini sürdürmektedir. Basım sektörü Avrupa’daki emsalleriyle aynı kalitede ürünler üretebilmektedir. Hazır teknoloji üretici ülkelerden alınmakta Türkiye'de başarı ile uygulanmaktadır. Ancak Türkiye bazı istisnalar hariç teknoloji üretmekten uzak, fakat iyi bir teknoloji takipçisi durumundadır.